Avukat Nur AKKOÇ

MİRASTA TENKİS DAVASI ve SAKLI PAY - Avukat Nur AKKOÇ

MİRASTA TENKİS DAVASI ve SAKLI PAY

1. Tenkis Davası Nedir?

Tenkis kelime anlamı olarak “indirgeme” veya “eksiltme” demektir. Hukuki açıdan tenkis davası, miras bırakan kişinin (muris) yaptığı ölüme bağlı tasarrufların (örneğin vasiyetnameyle bırakılan miras paylarının) veya bazı sağlararası kazandırmaların (ölümünden önce yaptığı bağışların) saklı paylı mirasçıların haklarını ihlal etmesi halinde açılan bir dava türüdür. Amaç, saklı pay adı verilen kanunen korunan mirasçı paylarını güvence altına almaktır. Türk Medeni Kanunu’na göre bir kişi mirasının tamamı üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilir; ancak saklı paylı mirasçılar bu serbestiye istisna oluşturur . Miras bırakan, saklı paylı mirasçıların kanunen garantilenmiş paylarını aşacak şekilde malvarlığını dilediğine bırakamaz. Eğer bırakırsa bu tasarruflar kendiliğinden geçersiz olmaz, fakat saklı payı zedelenen mirasçılar mahkemeye başvurarak tenkis talebinde bulunabilirler . Mahkeme, tenkis davası sonucunda saklı payı ihlal eden tasarrufların etkisini azaltacak veya ortadan kaldıracak şekilde karar vererek saklı paylı mirasçının yasal hakkını almasını sağlar.

Örnek: Bir baba, vasiyetnamesinde tüm malvarlığını bir hayır kurumuna bırakırsa, geride kalan çocukları (saklı paylı mirasçılar) saklı paylarının ihlal edildiğini ileri sürerek tenkis davası açabilir. Mahkeme, vasiyetnamede hayır kurumuna bırakılan miktarı çocukların saklı payını aşan kısım bakımından iptal ederek çocuklara düşen minimum miras payını güvence altına alacaktır.

2. Tenkis Davasını Kimler Açabilir?

Tenkis davası açma hakkı sadece saklı paylı mirasçılara aittir. Saklı paylı mirasçılar, miras bırakanın ölümünde yasal mirasçı olup da kanunen korunan asgari miras hakkına sahip kişilerdir. Kanunumuzda sınırlı olarak belirlenen bu kişiler dışında kalan mirasçılar tenkis talep edemezler. Türk Medeni Kanunu’na göre murisin saklı payı ihlal edilmişse şu mirasçılar tenkis davası açabilir:

                •              Altsoyu (çocukları ve torunları): Murisin öz veya evlatlık çocukları ile onların kendi altsoyları.

                •              Ana ve babası: Murisin sağ kalan anne ve babası (birinci derece üstsoyu).

                •              Eşi: Murisin sağ kalan eşi (karı veya koca).

Bu sayılanlar dışındaki mirasçılar (örneğin kardeşler) saklı paylı mirasçı değildir. Nitekim 4721 sayılı Medeni Kanun’da yapılan değişiklikle, murisin kardeşleri 2007 yılından itibaren saklı pay hakkını kaybetmiştir; dolayısıyla kardeşler mirastan tamamen çıkartılabilir. Sonuç olarak, tenkis davasını ancak altsoy, anne-baba veya eş konumundaki mirasçılar, kendi saklı paylarının zedelendiğini iddia ederek açabilirler. Bu mirasçılar dışında bir kişinin (örneğin murisin yeğeninin veya alacaklılarının) tenkis talep etmesi mümkün değildir.

3. Saklı Paylı Mirasçılar Kimlerdir?

Saklı paylı mirasçılar yukarıda belirtildiği gibi murisin altsoyu, anne ve babası ile sağ kalan eşidir. Kanun, bu kişileri koruma altına almıştır çünkü bunlar murisin en yakın aile bireyleridir. Saklı pay, miras bırakanın tasarruf edemeyeceği, mirasçılara kanunen ayrılan minimum pay anlamına gelir. Örneğin, murisin bir çocuğu varsa, bu çocuk yasal miras payının belirli bir oranını saklı pay olarak hak eder ve muris bu oran üzerinde tasarruf edemez. Saklı paylı mirasçıların her biri mirasın paylaşımında asgari olarak kendilerine düşmesi gereken bu payı kanunen güvenceye almıştır.

Belirtelim ki evlatlık da altsoy kapsamında olduğundan, evlat edinilen çocuklar da öz çocuk gibi saklı pay hakkına sahiptir. Buna karşılık, murisin anne ve babası hayatta değilse onların yerine geçen kardeşler saklı pay hakkına sahip değildir (yukarıda değinildiği üzere kardeşlerin saklı payı yoktur). Ayrıca murisin büyükanne ve büyükbabası veya diğer uzak akrabaları saklı paylı mirasçı sayılmaz. Saklı paylı mirasçıların ortak noktası, murisin mirasından kanunen ayrılmış bir paya sahip olmaları ve murisin bu payları ihlal edecek tasarruflarının tenkis davasına konu olabilmesidir.

4. Saklı Pay Oranları Nelerdir?

Saklı pay oranları Türk Medeni Kanunu’nun 506. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Kanuna göre her saklı paylı mirasçı için yasal miras payının belirli bir yüzdesi saklı paydır :

                •              Altsoy (çocuklar ve torunlar) için saklı pay, yasal miras paylarının yarısı (%50) kadardır.  Örneğin, murisin iki çocuğu varsa, her bir çocuğun yasal miras payı mirasın 1/2’si olup bunun yarısı olan 1/4’ü saklı paydır.

                •              Ana ve babanın her biri için saklı pay, yasal miras paylarının dörtte biri (%25) kadardır. Örneğin, murisin anne ve babası sağ ve başka mirasçısı yoksa, her birinin yasal payı mirasın 1/2’si olup bunun 1/8’i saklı paydır.

                •              Sağ kalan eş için saklı pay oranı, eşin hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğuna göre değişir. Eş, altsoy veya anne-baba zümresiyle birlikte mirasçı olmuşsa saklı payı yasal miras payının tamamıdır; diğer hallerde (örneğin eş tek başına ya da kardeşlerle mirasçıysa) yasal miras payının dörtte üçü saklı paydır. Örneğin, murisin eşi ve çocukları birlikte mirasçıysa, eşin yasal miras payı 1/4 olup bunun tamamı saklı pay sayılır. Eğer murisin çocuğu yok, mirasçı olarak sadece eşi ve kardeşleri varsa, bu durumda eşin yasal payı 3/4’tür ve bunun 3/4’ü (yani mirasın 9/16’sı) saklı payı oluşturur.

Saklı pay oranları, muris tarafından normal şartlar altında azaltılamaz ve bu kişiler bu paylarından yoksun bırakılamaz. Sadece kanunun öngördüğü mirastan feragat, mirasçılıktan çıkarma (ıskat) veya mirasın reddi gibi durumlarda saklı pay ortadan kalkabilir. Onun dışında, muris bu kişilerin saklı payına dokunan tasarruflarda bulunursa, yapılan kazandırma saklı payı aşan kısım için tenkise tabi olacaktır.

5. Tenkise Tabi Tasarruflar Nelerdir?

Miras bırakanın yaptığı her türlü tasarruf tenkis davasına konu olmaz; kanunen sadece saklı payı ihlal eden ve karşılıksız (ivazsız) nitelikteki bazı işlemler tenkise tabidir. Öncelikle bütün ölüme bağlı tasarruflar (vasiyetnamede belirlenen miras bırakmaları, belirli mal vasiyetleri vb.), saklı payı aşan kısımları bakımından tenkise tabidir. Yani murisin vasiyetnamesi saklı payları zedeliyorsa, saklı payları ihlal eden kısmı mahkemece iptal edilir.

Bunun yanı sıra, Türk Medeni Kanunu 565. maddesi belirli sağlararası kazandırmaların da tenkise tabi olacağını hükme bağlamıştır. Kanuna göre miras bırakanın sağlığında yapmış olduğu aşağıdaki karşılıksız kazandırmalar saklı pay ihlali halinde tenkis kapsamına girer :

                •              Mirasçılık sıfatını kaybeden bir mirasçıya, miras payına mahsup edilmek üzere yapılan bağışlar: Örneğin muris, mirastan feragat etmiş bir evladına, miras hakkının karşılığı olarak malvarlığından bir kısım devretmişse bu kazandırma tenkise tabidir.

                •              Altsoya geri vermemek şartıyla yapılan mal devri veya borç ödeme (olağanın dışında çeyiz ya da iş kurma sermayesi verme dahil): Muris, çocuklarından birine “geri istememek üzere” bir ev ya da yüklü para hibe etmiş ya da borçlarını ödemişse ve bu kazandırma olağan ölçüleri aşıyorsa, bu da tenkis hesabına dahil edilir.

                •              Miras hakkının önceden tasfiyesi amacıyla yapılan kazandırmalar: Muris ile mirasçıları arasında, mirasın paylaşımını hayattayken çözmeye yönelik sözleşme veya bağışlar (örneğin bazı mirasçılarına “sen mirastan başka talep ileri sürme” diyerek mal vermesi) tenkise konu olabilir.

                •              Miras bırakanın dönme (cayma) hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlar ve ölümünden önceki bir yıl içinde yaptığı bağışlar: Muris yaptığı bağışlama işlemine kendisine geri dönme hakkı tanıdıysa (yani bağışı istediğinde geri alabileceğini şart koştuysa), bu bağış tam manasıyla karşılıksız kazandırma sayılır ve tenkis kapsamında değerlendirilir. Aynı şekilde murisin ölümünden önceki son 1 yıl içinde yaptığı bağışlar da (olağan adet gereği verilen hediyeler hariç) tenkis hesabında dikkate alınır.

                •              Sırf saklı pay kurallarını bertaraf etmek amacıyla yapılan açık kazandırmalar: Muris, saklı paylı mirasçılarını mirastan mahrum bırakmak kastıyla malvarlığını başkalarına devrettiyse ve bu amaç açıkça anlaşılıyorsa, bu tür işlemler de tenkise tabidir. Örneğin, muris bütün malını ölmeden kısa süre önce bir arkadaşına bağışlayarak çocuklarını mirassız bırakmaya çalıştıysa, bu açık bir saklı pay ihlali amacı güden tasarruftur.

Yukarıdaki durumlarda yapılan kazandırmalar, murisin tasarruf edilebilir kısmını aşması halinde, saklı paylı mirasçıların talebiyle orantılı olarak geriye döndürülür. Tenkis davasında mahkeme, önce murisin tereke (miras) değerini ve saklı pay toplamını hesaplar; sonra murisin yapabileceği serbest tasarruf miktarını aşan kısımları bu tasarruflardan indirilmek suretiyle saklı pay sahiplerine haklarını teslim eder.

6. Tenkise Tabi Olmayan Tasarruflar Nelerdir?

Kanun koyucu, her karşılıksız kazandırmayı tenkis kapsamına almayıp sadece 565. maddede sayılanları hüküm altına almıştır. Dolayısıyla, kanunda sayılmamış olan sağlararası tasarruflar, tamamen ivazsız (bedelsiz) dahi olsa tenkise tabi tutulmazlar . Uygulamada sıkça görülen, tenkise tabi olmayan tasarruf örnekleri şunlardır:

                •              Adet gereği verilen hediyeler: Örneğin dini bayramlarda verilen hediyeler, evlenme sırasında takılan ziynetler gibi toplumda olağan sayılan armağanlar tenkis hesabına dahil edilmez. Bunlar küçük ve geleneksel nitelikte görüldüğünden saklı pay ihlalinde dikkate alınmaz.

                •              Muris tarafından geri dönme hakkı saklı tutulmayan ve ölümünden bir yıldan uzun süre önce yapılan bağışlar: Muris, ölümünden çok önce (bir yıldan fazla) herhangi bir şart koymadan bir malını bağışlamışsa, bu kazandırma tenkis dışıdır. Örneğin muris, 5 yıl önce bir dostuna karşılıksız olarak bir araba verdiyse, bu sıradan bir bağıştır ve tenkiste hesaba katılmaz (tabii ki yukarıda sayılan özel amaçlardan biri yoksa).

                •              Manevi (ahlaki) ödevin yerine getirilmesi amacıyla verilen şeyler: Murisin, ahlaki bir yükümlülüğü ifa etmek için yaptığı ödemeler veya bağışlar tenkise tabi değildir . Örneğin, bakıma muhtaç bir akrabasına insani sebeple yaptığı yardımlar veya hayır amacıyla yaptığı bağışlar genellikle bu kapsamdadır.

                •              Kazanılmamış bir haktan feragat edilmesi: Muris, ileride elde etme ihtimali olan ancak kesin olmayan bir hakkından feragat etmiş veya vazgeçmiş ise, bu da tenkis kapsamında değerlendirilmez . Örneğin murisin, ileride doğabilecek bir alacağını bağışlaması veya bir davadan feragat etmesi tenkis konusu olmaz.

                •              Eşler arasındaki mal rejiminden kaynaklanan kazanımlar: Muris ile eşi arasındaki mal paylaşımı sonucunda eşin aldığı malvarlığı değerleri mirasın karşılıksız devri sayılmaz. Örneğin boşanma durumunda veya mal ayrılığı rejimi gereği eşe düşen mallar, murisin mirasından bir bağış gibi değerlendirilmez ve tenkise konu edilmez.

Ayrıca miras bırakanın ivazlı (karşılıklı) işlemleri tenkis davasına konu olmaz. Yani murisin gerçek bir satış, takas veya hizmet karşılığı yaptığı sözleşmeler saklı payları azaltsa bile tenkis iddiası dinlenemez. Örneğin muris, mal varlığındaki bir evi gerçek bedeli karşılığında satıp elde ettiği parayı harcamışsa, çocukları bu işlem yüzünden miraslarında azalma oldu diye tenkis talep edemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da bir kararında, murisin satış gibi ivazlı bir işlemle yaptığı devirlerin tenkise tabi olmayacağını, zira tenkis için kazandırmanın karşılıksız olması gerektiğini vurgulamıştır.  Bu nedenle, murisin yaptığı tasarruf gerçek bir satış mı yoksa mirastan mal kaçırmak için yapılan muvazaalı bir işlem mi sorusu önem kazanır. Şayet işlemin gerçekte bağış olup satış görünümü verildiği iddia ediliyorsa, artık tenkis değil muris muvazaası hukuki sebebine dayalı dava söz konusu olacaktır (aşağıda ayrıntılı açıklanacaktır).

7. Tenkis ile Muvazaa Davası Arasındaki Farklar Nelerdir?

Miras hukukunda tenkis davası ile muris muvazaası davası (halk arasında mirastan mal kaçırma davası olarak bilinir) birbirinden farklı kavramlardır. Her iki dava da saklı payın ihlal edildiği durumlarda gündeme gelebilir; ancak dayandıkları hukuki nedenler ve sonuçları farklıdır. Başlıca farklar şöyle özetlenebilir:

                •              Amaç ve Hukuki Nitelik: Tenkis davasının amacı, murisin tasarrufları sonucunda saklı payı zedelenen mirasçıların eksik kalan miras haklarını geri almaktır. Bir inşai (yenilik doğurucu) dava olarak tenkis, saklı payı aşan kısmın iptali ile mirasçıya hakkını kazandırır . Buna karşılık muris muvazaası davası, miras bırakanın aslında gerçek iradesi bağış olduğu halde bunu gizleyerek yaptığı sahte işlemelerin iptalini amaçlar. Yani muvazaa davası, murisin mirasçısını mirastan mahrum etmek için yaptığı danışıklı işlemi tamamen hükümsüz kılmaya yöneliktir . Örneğin muris, malını bağışlamak istediği halde tapuda satış gösterdiyse, bu muvazaalı (danışıklı) işlemin iptali için muris muvazaası davası açılır.

                •              Taraflar: Tenkis davasında davacı taraf sadece saklı paylı mirasçılardır; davalı ise saklı payı ihlal eden tasarruftan menfaat sağlayan kişilerdir (örneğin vasiyet alacaklısı veya bağış yapılan üçüncü kişi). Muris muvazaası davasında ise davacı genellikle mirastan hak kaybına uğrayan mirasçıdır, davalı ise murisin malını devrettiği kişi olur . Muvazaada çoğunlukla davalı, murisin ölmeden önce malını üzerine geçiren mirasçı veya üçüncü şahıstır (örneğin tapuda satış gösterilen muris çocuğu). Tenkiste miras bırakanın iradesine aykırı olarak pay alan herkes davalı yapılabilir, muris muvazaasında ise muvazaalı işleme taraf olan kişiler hedef alınır.

                •              Hukuki Dayanak: Tenkis davası doğrudan miras hukuku kurallarına dayanır. Kanunda (TMK m. 506 ve devamı) tanımlanan saklı pay oranlarının ihlal edilmiş olması dava sebebidir . Muris muvazaası davası ise genel hukuk ilkesi olan muvazaa yasağına dayanır; Türk Borçlar Kanunu m.19 (eski BK m.18) uyarınca bir sözleşme muvazaalı ise geçersiz kabul edilir. Yargıtay içtihatları, muris muvazaasını özel bir muvazaa türü olarak kabul ederek şekillendirmiştir. Yani tenkis kanuni hakka dayalı bir talep iken, muris muvazaası hileli işlemin geçersizliğine dayalı bir tapu iptal davasıdır.

                •              İspat Yükü ve Gereken Kanıt: Tenkis davasında saklı payın ihlal edildiğini ispat yükü mirasçılara aittir; davacı, tasarrufun karşılıksız olduğunu ve kendi saklı payını aştığını kanıtlar . Burada çoğunlukla resmi kayıtlar ve hesaplamalar yeterli olabilir. Muris muvazaasında ise davacı mirasçı, murisin yaptığı işlemin görünürdeki gibi olmadığını, gerçek amacın mirastan mal kaçırmak olduğunu ispat etmelidir . Bu çoğunlukla daha zor bir ispat yüküdür ve tanık beyanları, tarafların davranışları, işlemde gösterilen bedel ile gerçek değer arasındaki fark gibi dolaylı kanıtlara dayanır. Örneğin muris muvazaası iddiasında, tapuda satış gösterilen işlemin aslında hiç bedel ödenmeden yapıldığını tanıklarla ispatlamak gerekir. Tenkis davasında ise işlemin bağış olduğu zaten kabul ediliyorsa yalnızca hesaplamalar yapılarak ihlal oranı belirlenir.

                •              Zamanaşımı ve Süreler: Tenkis davaları, kanunda öngörülen sürelere tabidir (bakınız bölüm 9). TMK 571’e göre saklı payı zedelenen mirasçı, durumu öğrendiği andan itibaren 1 yıl ve her halükarda mirasın açılmasından (ölümden) itibaren 10 yıl içinde tenkis davası açmak zorundadır. Bu süreler geçirildiğinde tenkis hakkı düşer . Buna karşılık muris muvazaası davalarında zamanaşımı veya hak düşürücü süre yoktur. Yargıtay uygulamasına göre muris muvazaasına dayalı tapu iptal davaları, miras bırakanın ölümünden sonra her zaman açılabilir; üzerinden kaç yıl geçerse geçsin muvazaalı işlem tespit edilirse iptal edilir . Bu, muris muvazaası davasının ayni hakka (mülkiyet hakkına) ilişkin olmasından kaynaklanır. Sonuç olarak, saklı pay hakkı zamanla düşmüş olsa bile eğer ortada muvazaalı bir işlem varsa, mağdur mirasçı tapu iptali davasıyla hakkını arayabilir.

                •              Uygulamada Terditli (Kademeli) Açılmaları: Pratikte avukatlar çoğu zaman muvazaalı işlem şüphesi varsa davayı ikili taleple açarlar. Yani öncelikle muris muvazaası sebebiyle tapu iptali ve tescil talep edilir, mahkeme bu iddiayı kabul etmez ise ikinci kademede tenkis talebi değerlendirilir . Bu sayede mirasçılar hak kaybı yaşamamak için alternatifli bir yol izlemektedir. Nitekim Yargıtay içtihatları da muvazaa ve tenkis taleplerinin aynı davada terditli ileri sürülebileceğini, birinin diğerine engel teşkil etmeyeceğini kabul etmiştir. Bu bakımdan, murisin yaptığı işlemin niteliği mahkemece belirlendikten sonra uygun hukuki çözüm uygulanmaktadır.

8. Tenkiste Zamanaşımı Nasıl Hesaplanır?

Tenkis davasında süre konusu, aslında bir hak düşürücü süredir ve Türk Medeni Kanunu 571. maddede düzenlenmiştir. Kanun, saklı payı zedelenen mirasçılara belli bir süre içinde dava açma yükümlülüğü getirmiştir. TMK m.571’e göre tenkis davası açma hakkı, mirasçının saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve her hâlde mirasın açılmasından itibaren 10 yıl geçmekle düşer . Bu şu anlama gelir:

                •              Saklı payı ihlal edilen mirasçı, bu durumu ne zaman öğrenirse o andan itibaren bir yıl içinde dava açmalıdır . Örneğin, murisin ölümünden bir süre sonra saklı payını aşan bir bağış yapıldığını fark eden mirasçı, öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde tenkis davasını açmazsa hakkı kaybolur. Bu 1 yıllık süre, öğrenme ile başlar ve uzatılamaz; dava açılmadığı takdirde saklı pay talebi hakkı düşer.

                •              Her halükarda, murisin ölümünün üzerinden on yıl geçince tenkis hakkı sona erer . Yani miras açıldıktan (muris vefat ettikten) sonra 10 yıl geçtikten sonra artık tenkis davası açılamaz. Bu süre, öğrensin veya öğrenmesin, tüm mirasçılar için azami süredir. 10 yıl sonunda dava hakkı zamanaşımına değil hak düşümüne uğrar, yani tamamen ortadan kalkar.

                •              Muris bir vasiyetname bırakmışsa, kanun burada öğrenme anı konusunda özel bir düzenleme yapmıştır. Vasiyetname varsa, tenkis davası açma süresi vasiyetnamenin resmi olarak açıldığı tarihten itibaren başlar. Bu durumda da yine vasiyetnamenin açılmasından itibaren 1 yıl ve her halde ölümden itibaren 10 yıl içinde dava açılmalıdır . Örneğin murisin vasiyetnamesi ölümünden 6 ay sonra açıldıysa, mirasçılar o tarihten başlayarak 1 yıl içinde tenkis davasını açabilir. Ancak ölümden itibaren 10 yıl geçmişse vasiyet açılsa bile hak düşer.

Belirtmek gerekir ki, tenkis davasındaki bu süreler kesin niteliktedir; hak düşürücü süre olduğu için hakimin re’sen dikkate alması gerekir ve taraflarca ileri sürülmese bile süre aşımı varsa dava reddedilir. Tenkis talebinde bulunacak mirasçıların bu süreleri çok iyi takip etmesi önem taşır.

Örnek Uygulama: Muris 1 Ocak 2015’te vefat etsin. Oğlu, murisin 2014’te bir arsasını bedelsiz olarak üçüncü bir kişiye devrettiğini 2020 yılında öğrensin. Normalde miras 2015’te açıldığı için 10 yıllık süre 1 Ocak 2025’te dolar. Oğul, 2020’de öğrendiği bu bağış için 1 yıl içinde (2021’e kadar) dava açmalıdır. Eğer 2021’e kadar açmazsa hak düşer. Diyelim öğrendikten sonra 2022’de dava açtı; bu durumda 1 yıllık süreyi kaçırdığı için dava reddedilecektir. Aynı şekilde, eğer oğul hiç öğrenememiş bile olsa 2025’ten sonra artık tenkis davası açamaz, çünkü ölümün üzerinden 10 yıl geçmiştir.

Tenkis süresini kaçıran mirasçılar için başka bir hukuki yol, eğer şartları varsa muris muvazaası iddiasıdır (zira muris muvazaasına dayalı iptal davalarında süre sınırı yoktur ). Ancak her durum muvazaaya uygun olmayabilir; bu nedenle en garanti yol, yasal süresi içinde tenkis davasını açmaktır. Sonuç itibariyle, tenkis davalarında zamanaşımı/hak düşürücü süre, murisin ölüm zamanı ve mirasçının ihlali öğrenme zamanına göre hesaplanmakta olup TMK’nın belirlediği 1 ve 10 yıllık süreler içerisinde hakkın kullanılması gerekmektedir.

Av. Nur AKKOÇ

Kaynakça: Türk Medeni Kanunu (4721 s. Kanun) md. 505, 506, 565, 570, 571 ve ilgili hükümler; Yargıtay uygulamaları ve içtihatları ; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 1. Hukuk Dairesi kararları; ayrıca konuya ilişkin hukuki dokümanlar ve emsal dava kararları.

Muris Muvazaasına İlişkin Makalemizin Linki :

https://www.avnurakkoc.com/muris-muvazaasi-davasi-mirastan-mal-kacirma/

İlgili Kanun Linki:

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf

Sosyal Paylaşım
Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp
Reddit
Telegram

Diğer Yazılar

Yazılar

SOYBAĞININ REDDİ DAVASI

Bu makalemizde soybağının reddi davası ve esaslı unsurlarından bahsettik. Biyolojik baba olmayan kişinin nüfus hanesinin nasıl düzeltilebileceği, DNA testi gerekliliği ve adli tıp süreçlerine değindik. İyi okumalar dileriz.

Devamını Oku
Yazılar

MİRASTA TENKİS DAVASI ve SAKLI PAY

Bu makalemizde miras paylaşımı için önem arz eden tenkis davası işlenmiştir. Tenkis davası nasıl açılır? Saklı pay nedir ve nasıl hesaplanır? Tenkiste zamanaşımı var mıdır? Muris muvazaası ile tenkis arasındaki farklar nelerdir gibi birçok soruya cevap verdik. İyi okumalar dileriz.

Devamını Oku
Yazılar

GAYRİMENKUL SEKTÖRÜ TERİMLERİ

Bu makalemizde gayrimenkul sektöründe en çok kullanılan terimleri ele aldık. Terimlerin anlamlarına ek olarak günlük hayattan verilen örneklerle zenginleştirilmiştir. İyi okumalar dileriz.

Devamını Oku
WhatsApp